3 Eylül 2011 Cumartesi

Fito-Diyet Nedir ?



Fitodiyet nedir?Fitoterapi, bitkilerin içerdiği kimyasal maddeleri belirli doz ve şekillerde kullanarak hastalıkları önleme ve tedavi etmektir. Şifalı bitkiler ile tedavi anlamına gelen Fitoterapi, farmakolojinin bir dalıdır.
 
Fitoterapi Fitoterapi terimi ilk kez 1870-1953 yılları arasında yaşamış Fransız hekim Henri Lenclerc tarafından La Presce Medical adlı dergide kullanılmıştır. Oysa, bu tarihten çok önce bitkilerin hastalıkların tedavisinde ve koruyucu hekimlikte kullanıldığını bilmekteyiz. Konuya dair en eski kayıtlar 5000 yıl öncesine dayanmaktadır.
Bitkiler, insanların yaşamlarını ve sağlıklarını sürdürebilmeleri için gerekli besin öğelerini ve elementleri içeren sonsuz bir kaynaktır.
 
Bitkisel tedaviBitkisel tedavi, son yıllarda ilaçların yan etkilerin çokluğu, doğallığın yan etkiden arınmış olduğu düşüncesi, ilaç fiyatları,kronik hastalıklar, gibi pek çok nedene bağlı olarak yeniden popüler hale gelmiştir.
Fito-diyetFito-diyet , bilinen ve uygulanan sağlıklı beslenme kuralları eşliğinde aynı zamanda kişiye özel bitkisel karışımların da kullanıdığıbir diyet programıdır.Kişinin yaşam tarzı, ideal kilosu, kişisel özellikleri, laboratuar bulguları ve hastalıkları dikkate alınarak hazırlanır.
 
FitodiyetFitodiyet, kilo vermek isteyenlerin uygulayacağı bir program olmasının yanı sıra, sağlıklı yaşamak isteyenkronik hastalığı için fitoterapiden destek almak isteyen kişilerin de başvurabileceği bir programdır. Çocuklukta, büyüme ve gelişme çağında, gebelikte, emziklilikte, lohusalıkta, menopozda kısaca hayatın her yaş döneminde nasıl beslenmemiz gerektiğini ve hangi doğal yaklaşımların beslenmemize olumlu katkı sağlayacağını öğreten bir sistemdir.
 
Fitodiyeti diğer diyetlerden ayıran fark,Fitodiyeti diğer diyetlerden ayıran fark, diyetin bir fitoterapi uzmanı tarafından da destekleniyor olmasıdır. Kişinin bir hastalığı ya da desteklenmesi gereken özel bir durumu (menapoz,ergenlik v.s.) varsa doktor kontrolünde olmak kaydıyla, fitoterapi uzmanı tarafından hastalığına uygun olacak şekilde şifalı bitkiler diyete eklenir. Fitodiyetin diğer bitkilerle yapılan tedavilerden farkı kesinlikle kişiye özel olması ve doktor,diyetisyen fitoterapi uzmanı tarafından uygulanıyor olmasıdır.
Son olarak unutulmamalıdır ki , fitodiyet, alışılmış diyet listelerinin dışında farklı tatlarla zenginleştirilmiş, dinamik, heyecanlı ve aktif bir diyettir.

Taş Devri Diyeti


Genel İlke


Genler ve yiyecekler arasındaki bu uyumsuzluk hali şişmanlık, diyabet, koroner kalp rahatsızlıkları, hipertansiyon, felç, ülser, romatizma, yorgunluk, kanser gibi son yıllarda artış gösteren çok sayıda hastalığa neden olmaktadır.
Her yiyecek doğadaki şekline en yakın haliyle tüketilmelidir. 3 beyazdan – un tuz şeker – uzak durulmalıdır.

ET
ET: Hem kırmızı et ve hem de tavuk için doğal yolla beslenen hayvan eti tercih edilmelidir. Salam ya da sucuk gibi gıdalar katkı maddesi içerdiğinden tüketilmemelidir. Ağır metal zehirlenmesi riski nedeniyle küçük balıklar tercih edilmeli ve çiftlik balıklarından kaçınılmalıdır.
 
YUMURTA
YUMURTA:Mümkünse köy yumurtası tüketilmeli, önce beyazı zeytinyağı ile pişirilmeli ve sarısı çiğ olarak üstüne eklenmelidir. Pişirilirken margarin tercih edilmemelidir.
 
YAĞ
YAĞ: Sızma zeytinyağı, otlayan hayvanın yağından elde edilmiş tereyağı ve balık yağı gibi sadece doğal olanlar tercih edilmelidir. Margarin mümkünse hiç tüketilmemelidir.
SÜT ÜRÜNLERİ
SÜT ÜRÜNLERİ: Köy ya da mandıra sütü tercih edilmeli, eğer imkân yoksa pastörize günlük şişe sütü tüketilmelidir, kutu süt tercih edilmemelidir. İçerdiği çok sayıda probiyotiklerden ötürü kefir oldukça faydalıdır.
 
SEBZELER
SEBZELER: Her çeşidi yenilebilir, daha çok çiğ tüketilmelidir. Doğal yetiştikleri için ebegümeci, semizotu, ısırgan otu gibi yabani otlar rahatlıkla tüketilebilir, omega-3 yönünden zengindirler. Sarımsak ve soğan antioksidan kaynağıdır, her gün rahatlıkla tüketilebilir. Patates yüksek nişasta içerdiğinden az tüketilmelidir.
 
MEYVELER
MEYVELER: Taze olan tercih edilmeli, kayısı üzüm muz gibi şeker açısından zengin olan meyveler yerine çilek yaban mersini kızılcık gibi yüksek antioksidan etkiye sahip daha az şekerli meyveler tüketilmelidir.
 
BAKLAGİLLER
BAKLAGİLLER: 12 saatte bir suyu değiştirilmek üzere en az 48 saat suda bekletilmeli ve mutlaka ağır ateşte -mümkünse güveçte- pişirilerek tüketilmelidir. Protein sindirimini ve bağırsaktan kalsiyum, demir, çinko emilimini azalttığı için soya tüketilmemelidir.
 
KURUYEMİŞLER
KURUYEMİŞLER: Kavrulmamış ve az tuzlu olanı tercih edilmeli, günde bir avuçtan fazla olmayacak şekilde tüketilmelidir. ( Ceviz, fındık, fıstık, ayçiçek)
 
TUZ
TUZ: Yiyeceklerin içinde doğal olarak bulunan tuz bizim ihtiyacımızı karşılamaya yetecektir, bu yüzden yiyeceklerimize ekstradan tuz katmamıza gerek yoktur. Eğer medikal gereklilik yüzünden tuz tüketilecekse de doğal tuz ve sadece tencere yemeklerinin içinde tercih edilmelidir.
 
ŞEKER
ŞEKER: Rafine şekerler ( çay şekeri, fruktoz gibi ) ve ondan yapılan yiyecekler kesinlikle tüketilmemelidir, fazla şeker tüketimi diyabet hastalığının baş nedenlerinden biridir. Onun yerine daha doğal çözümler ( pekmez, bal, esmer şeker gibi ) tercih edilmelidir.
 
TAHILLAR ve UNLU GIDALAR
TAHILLAR ve UNLU GIDALAR: Hamur işi yemeklerin içinde, hızlı emilen şeker miktarı yüksek olduğu için ensülin direncini arttırırlar, bu yüzden ekmek, pirinç, bulgur, makarna gibi yiyeceklerin tüketimi mümkün olduğunca azaltılmalı, bunların yerine yine az miktarda da olsa tam buğday unundan veya kepekli undan yenmelidir.

Aşırı Terleme Tedavisi


Hiperhidroz – Aşırı Terleme

Hiperhidrozis, kontrol edilemeyen terleme ile karekterize anormal ısı kaybına yol açan genetik bir hastalıktır. Vücut vücutta oluşan fazla ısıyı terleme ile normale döndürmeye çalışır. Bilindiği gibi bir yüzeyin su ile ıslatılması ve suyun buharlaşması, o yüzeyin soğumasını sağlar. Hiperhidrozis'de vücut soğumasına ihtiyaç olmadığı zamanlarada bile gereksiz yere terleme vardır.

Bu terleme, sempatik sinir siteminin aşırı çalışması sonrası el ayak ve koltukaltlarında yüzde terlemeye ve bu bölgelerde soğukluğa neden olarak kişiyi rahatsız etmektedir. 

Aşırı Terlemenin Nedeni

Terin salgılanması insanlarda sinir sisteminin sempatetik denilen kısmının çalışması ile ilgilidir. Tam olarak nedeni bilinememektedir. Bazı gövde terlemelerine tiroid bezinin hızlı çalışması, hormon hastalıkları, psikiyatrik hastalıklar, obezite, menopoz, sinir ilaçları ve hormon tedavisi sebep olabilmektedir.

Aşırı Terlemenin Yarattığı Sorunlar


Elleri fazla terleyen kişiler hiç kimsenin elini sıkmak istemezler, arkadaş edinmekte zorluk çekerler. Aşırı terleme kişinin arkadaş çevresini kısıtlar ve bireyin kendisini yetersiz hissetmesine neden olur. Kişi terleyeceğini bilerek daha endişeli hale gelmekte, endişe de daha fazla terlemeye yol açmakta ve bu kısır döngü sürüp gitmektedir.
Bakteri üremesini kolaylaştırdığı için aşırı terleme kokuya da neden olur. Terleme ellerde olduğunda, sosyal olarak kişileri rahatsız etmesinin yanında el ile yapılan işlerde güçlük çekilmektedir.

Aşırı Terleme için etkili çözüm : BOTOKS


Botoks, ter bezlerine uygulandığında, ter bezleri ile sinir uçları arasındaki iletim de durdurularak ter bezlerinin çalışması azaltılabilir. Vücudun en çok terleyen bölgeleri, avuç içleri ve koltuk altı bölgesidir. Aşırı terleme ve buna bağlı ter kokusu şikayeti olan kişilerin terleyen bölgelerine botox uygulandığında şikayetlerinde düzelme sağlanır.

Botoksta kullanılan Botulinum toksini aslında doğal bir zehirdir ve sulandırılarak tıpta çeşitli amaçlarla uzun zamandır kullanılmaktadır. Ter bezlerini çalıştıran sinirleri felç ederek etki göstermektedir. Oldukça etkili bir yöntemdir. Terlemeyi 3 ila 4 kat azaltmaktadır.



Aşırı terlemede en kolay ve etkin yöntem olan botox uygulaması muayene şartlarında yarım saat içinde uygulanır. İşlem öncesi koltukaltlarına EMLA isimli anestezik krem uygulanarak koltukaltları uyuşturulur. Botox işlem uygulanmadan önce hastaların şikayeti olan alanlara iyot-nişasta testi yapılır. Bu testin sonucunda aşırı terlemeye neden olan aktif alanlar belirlenir ve bu alanlara botox uygulanır. Yaklaşık 3mm derinliğe cilt altında enjeksiyon yapılır.İğne ile anesteziye ihtiyaç duyulmaz. Tedavinin etkisi birkaç saat veya gün içinde kendini gösterir. Etkisi ortalama 6 ila 12 ay devam eder.


Ayrıntılı bilgi ve randevu için Ota Polikliniği 0212 236 47 12

Selülit Dediğimiz Şey..


Selülit'te Tanı

Selülit TedavileriSelüliti tanımak oldukça kolaydır. Erken dönem sellülitler dışardan bakıldığında görülmez cilt sıkıştırıldığında yumrular oluşur. Bu dönemde tedavi daha kolaydır. Basit önlemlerle sorun çözülür.
Daha ileri durumlarda ise karın, kalça, kol ve bacak bölgelerinde cilt düzensiz ve portakal kabuğu görünümündedir. Başlangıçta yumuşakken zamanla daha sert ve nodüler hal alır, tedavisi zorlaşır.
Bu nedenle sellulit tanısı son derede kolaydır.

Gözle görülerek veya elle sıkıldığı zaman ciltte oluşan yumruların görülmesi ile tanı rahatlıkla konulabilir. 

Selülit Teşhisini Kendimiz Koyabilir miyiz?

Evet. Cilt iki parmak arasında kıstırıldığında, cildin dış tabakasında girinti ve çıkıntılar meydana gelir ki tıpta buna portakal kabuğu görünümü denir.

Selülit Kadınlarda Hangi Bölgelere Yerleşir?


Uyluğun üst kısmı, dizin ve bileğin iç kısımları, kaba et ve baldırların arkası ve üst bacaklara genelde süvari pantolonu şeklinde yerleşir.

Selülit Rejimle Geçer mi?


Hayır, selülit tüm zayıflama rejimlerine karşı dirençlidir. Özel bir tedavi gerektirir, kendi kendine geçmez.

Zayıf Kadınlarda Selülit Olur mu?

Evet, selülit zayıf hatta sıska kadınlarda bile görülebilir.

Selülit Tedavisinde Kullanılan Uygulamalar

  • LPG
  • Mezoterapi
  • Radyofrekans-Thermo-C
  • Masaj
  • Pressoterapi
  • Karboksiterapi
  • Elektroterapi

Selülit'in Nedenleri

  1. Hormonal nedenler: Hiper folikülin, yani kadınlarda yumurtalardan salgılanan folikülin hormonunun artışı. Bu hormon, dokularda su tutma özelliği nedeniyle selülite zemin hazırlar.
  2. Genetik: Anne selülitli ise çocuğunda da selülit görülebilir.
  3. Dolaşım bozukluğu (damar yetmezliği): Selülit ve damar yetmezliği birbirine paralel gider. Yani selülit damar yollarında oluşur ve damarları sarar, sıkar. Bu durum kan dolaşımını daha da zorlaştırır ve varisler meydana gelir. Bu da damar yetmezliği, selülit, varis, daha ileri derecede damar yetmezliği olarak gittikçe ciddi boyutlara varır.



SELÜLİTİN OLUŞMASINDA DİĞER NEDENLER NELERDİR?
KAÇ AŞAMADA GELİŞİR?
SELÜLİTTE NASIL BİR BESLENME REJİMİ UYGULANMALIDIR?
SELÜLİTTE UYGULANAN MEZOTERAPİ YÖNTEMLERİNDE HEDEFLENEN AMAÇ NEDİR?
HAMİLELİK - SELÜLİT İLİŞKİSİ?
SPOR SELÜLİTİ TEDAVİ EDER Mİ?
SELÜLİT ÇOK OLDUĞUNDA TEDAVİSİ DAHA MI ZORDUR?
ERKEKLERDE NİYE SELÜLİT OLMAZ?
SELÜLİT BÜYÜME ÇAĞINDA TEDAVİ EDİLMELİ MİDİR?
ŞİŞMANLIK İLE SELÜLİT ARASINDA NE FARK VARDIR?
 Ayrıntılı bilgi ve randevu için Ota Polikliniği 0212 236 47 12

Kliniğimizde Uygulanan Selülit Tedavileri


LPG

 
LPG endermoloji tekniği ile lokal yağ ve sellülitlerin giderilmesi amacı ile kullanılan yöntemdir. Endermoloji tekniği ile dokuya pozitif baskı ile masaj , negatif baskı ile vakumlama prensibine dayanan bir masaj metodudur.

Mezoterapi

 
Mezoterapi, dolaşım düzenleyici, yağ eritici ve yağ taşıyıcı ilaçlarla belirli vitaminlerin bir karışım halinde cildin orta tabakasına, 1- 2 cm. aralıklarla ve 4- 6 mm’ lik özel iğnelerle cilt altına uygulanması işlemidir.
Mezoterapi ilk kez 1952 yılında Fransa'da lenf ve damar sistemi hastalıklarını tedavi etmek amacıyla kullanılmıştır. Farklı madddeler injekte edilerek kronik ağrılar, saç kaybı, kemik ve eklem rahatsızlıkları ve sedef gibi hastalıkların da tedavi edilebileceği keşfedilmiştir.
Mezoterapi günümüzde vücut yağının azaltılması ve vücut kontürünün düzeltilmesinde cerrahi dışı bir yöntem olarak uygulanmaktadır.. Son zamanlarda bazı maddelerin injeksiyonu ile yağ dokusunun azaltılabileceğinin saptanmasıyla, mezoterapi kilo kaybetmek, sellülitleri azaltmak, vücut şekillendirilmesi, kırışıklık tedavisi ve yüz gençleştirme de kullanılmaktadır.

Radyofrekans - Thermo-C

 
Thermo C yüz ve vücut gençleştirme, bölgesel zayıflamada kullanılan (rejuvenation ve remodulation) radyofrekans teknolojisini bünyesinde barındıran bir sistemdir. Vakum, radyofrekans, LED ve kriyoterapi gibi çeşitli teknikler Thermo-C cihazında kombine olarak bulunmaktadır.Bir seans içinde bu dört etkiyi aynı anda gösterebilmesi ile yapılan işlemin etkisini artırmakta ve kişilere zaman tasarrufu sağlamaktadır.
Radyofrekans nedir?
RF elektromanyetik spektrumun bir parçasıdır. Tıpta uzun yıllar cerrahi işlemler sırasında kullanılmış, son yıllarda kozmetik alanında da yerini bulmuştur. Etkisini seçilen bir derinliğe kadar hedef ( 5-15 mm derinlik )dokuda ısı ortaya çıkararak gösterir ve yağ yakarak ısı enerjisi ortaya çıkarır.

Karboksiterapi

 
Karboksiterapi, deri içi ve deri altına özel bir cihazla doğrudan saf karbondioksit gazı verilmesi yöntemidir.
İlk olarak 1932 yılında Fransa’da tıkanan atar damar hastalıklarının tedavisinde kullanılmıştır. 1993 yılından itibaren selülit tedavisinde uygulanmaktadır.
Karbondioksit oksijene göre 20 kat daha hızlı dağılan bir gazdır. Uygulama sonrası bölgeye çevre dokulardan daha fazla oksijen gelir ve dolaşım hızlanır. Karbondioksit hızla uzaklaştırılır. Yağ yakımı artar.

Elektroterapi

 
Elektroterapi , cilt, cilt altı ve derin kas gruplarının yüksek frekanslı elektriksel uyarılarla aktif hale getirilmesi esasına dayanmaktadır. Bu teknik, vücuda yerleştirilen elektrotlarla doğru akım kullanılarak uygulanır.
Elektroterapi, bölgesel zayıflamayı, sarkık ve güçsüz kasların toparlanmasını, cilt ve cilt altı dolaşımını artırarak cildin kalitesinin artmasını, uygulanan bölgenin sıkılaşmasını sağlar. İşlem esnasında uygulama alanlarındaki aktivite dokulardaki oksijenlenmeyi artırarak yağların yakımını hızlandırır.
Özellikle, elektroterapi sonrasında lenf drenajı uygulaması çok iyi sonuç vermektedir. Kombine olarak yapılan diğer tedavilerle kilo verme kolaylaşır.

Pressoterapi

 
Pressoterapi, vücuttaki lenf noktalarından başlayarak yapmış olduğu basınçlı uyarılarla ayak tabanından göğüs altına kadar uygulanan bir basınç terapisidir. Vakumlu pompalar kullanılarak vücudunu saran bir plastik örtü sayesinde cilt ve tenin altındaki damar ve lenf bezlerindeki kan akımını hızlandırmayı amaçlar.

Q-Switch-Medlite Lazer ile Leke Tedavisi


Medlite Lazer ile Leke Tedavisi


Cilt Lekeleri nedir?

Ciltteki renk değişiklikleri “cilt lekeleri” olarak adlandırılır. Cilt lekeleri, deriden daha açık ve daha koyu olmak üzere iki şekilde görülür. Cilt lekeleri, hem kadın hem erkeklerde en yaygın görülen cilt rahatsızlıklardan biridir. Cilt lekelerinin birçoğu özellikle yanak, alın ve çeneye yerleşir, yüze daha mat ve pürüzlü bir görüntü verirler. Bunun dışında vücutta, sırt, göğüs ve el üstünde de çıkabilirler.
Sık Karşılaşılan Cilt Lekeleri;
  • Doğum Lekeleri
  • Güneş lekeleri
  • Gebelik Lekeleri
  • Yaşlılık Lekeleri
  • Çiller
şeklindedir.
Lazer İle Cilt Lekelerinin Tedavisi Q Switch MedLite Lazer adı verilen bu teknikle cildinize gönderilen lazer ışığı, sadece sorunlu bölge üzerinde çalışarak etrafındaki dokulara zarar vermeden lekelerinizi tedavi edebilir. Ayrıca aynı teknik ile çil ve dövme silme tedavisi de gerçekleştirilebilmektedir. MedLite Lazer ile her türlü cilt lekesinin azalmasını sağlar. Cilt tipi ve uygulanan yönteme göre sonuçlar değişmekle birlikte lekeler büyük oranda temizlenir. Aynı zamanda kollajen üretimini uyararak cildinizin gençleşmesine yardımcı olur. Cildin gerginliği artar, gözenekleri sıkılaşır, renk ve ton farkları azalır.
Uygulama Medikal Estetik Uzmanı tarafından yapılmaktadır. İşlem ağrısızdır. Seans süresi 10-15 dakika dır. Seans aralıkları ve sayısı; cildin yapısı, cildin rengi, üzerinde çalışılan bölgenin büyüklüğü gibi kriterlere bağlı olarak değişmektedir.
İşlem sonrası Kızarıklık uygulamanın ardından başlar ve 24–48 saat içinde kaybolur. İşlem sonrası dönemde güneşten korunmak gereklidir.İyileşme aşamasında ve tedaviyi takip eden birkaç ay boyunca, cildinizi güneşten korumak için günde en az iki kere koruyucu krem kullanın. En az 30 SPF'li nemlendirici bir güneş koruyucusu uygulamalısınız. Güneş ışınlarından ek korunma için de geniş kenarlı şapkalar kullanmalısınız.

Lazer ile Ameliyat - Yara - Yanık İzi Tedavisi / Leke Tedavisi


Lazer tedavileri Dermatoloji'de ilk kez 40 yıl önce kullanılmaya başlamıştır. Son 20 yılda lazerlerin gelişimi bir çok durumun ( doğumsal damarsal veya kahve renkli lekelerin, dövmelerin, yara izlerinin ve kırışıklıkların) iz bırakmadan tedavi edilmesinde bir devrim yaratmıştır. Lazer ışığı çok küçük nokta halinde yüksek enerji ile fokuslanabilir. Etraf dokuya hasar vermeden hedef hücreler üzerinde etki yaratmak lazer tedavisinin ana amacıdır. Hangi klinik durumlarda hangi tedavinin uygulanabileceğini lazerlerin dalga boyu, atım süresi ve hedef doku tarafından emilim özellikleri belirler.


Hangi cilt hastalıkları lazer ile tedavi edilebilir?
  • Lazerler derideki yüzeyel damarsal anomalilerini ve derideki kılcal damar genişlemelerini tedavi edebilir.
  • Çiller, doğum lekeleri, bazı doğumsal kahve renkli ve mavi benler, ve dövme silme işlemi lazer ile tedavi edilebilir.
  • Epilasyon işlemi lazerler ile gerçekleştirilebilir.
  • Yüz kırışıklıkları,Cilt yenileme, cilt germe tedavilerinde ve sivilce-ameliyat-yanık izleri, güneş hasarları, keloidlerin tedavisinde lazerler kullanılabilir.

Lazer Epilasyon Hakkında Herşey !


Lazer Epilasyonun Faydaları

Lazer Epilasyonun FaydalarıKişilerin çoğunda kalıcı veya uzun dönemli epilasyon sağlanır.
Bacak, sırt gibi geniş alanlarda uygulama olanağı sağlar . Az ağrılı bir yöntemdir, kişilerin çoğu tedaviye rahatlıkla uyum sağlar. Tekrar büyüme olsa bile oluşacak tüyler zayıf açık renkli kozmetik önemi zayıf tüyler şeklindedir.Hızlı bir yöntemdir 4-5 saatte vücuttaki tüm tüyler temizlenebilir. Kanserojen olduğunu gösteren herhangi bir kanıt yoktur. Batık kılların ve kıl dönmelerinin en önemli tedavi yöntemidir.

Lazer tedavisi başlangıcından itibaren tüylerin daha yavaş ve daha ince çıktıkları gözlemlenebilir. 

Lazer Epilasyon Türleri

  • Alexandrite Lazer
Açık renk cilt, siyah tüylerde etkilidir. Genelde Türk insanı açık tenli, siyah kıl yapısına sahiptir. Alexandrite lazer kıl köküne ulaşarak kalıcı ve etkili sonuç alınmasını amaçlar. Dinamik soğutma sistemi sayesinde acı hissi yok denecek kadar azdır. Cihazın ciltle teması olmadığından hijyen açısından sorun yaşanmaz.
  • Nd-Yag Lazer
Her cilt rengine uygulanır ve açık renk, ince tüylerde de etkilidir. En koyu cilt tipi ve bronz ten dahil uygulanabilir. Bu nedenle yazın uygulanmasında bir sakınca yoktur. Nd-Yag lazer kıl köküne ulaşarak kalıcı ve etkili sonuç alınmasını amaçlar. Deriye lazer enerjisini gönderirken en dış tabakayı koruyan özel soğutucu ünitesi mevcuttur. Uygulama esnasında ciltle teması olmadığından hijyen açısından sorun yaşanmaz.

Lazer Epilasyon Uygulaması

Lazer Epilasyon UygulamasıLazer epilasyon uygulamasına başarılı sonuç almak için cilt rengi ve tüy yapısına en uygun lazer tipi ve dozunun seçimi ile başlanmalıdır.
Lazer epilasyon uygulaması sırasında cilt soğutulmalıdır. Bu uygulama ciltte problem oluşmasını önler. 


Cilt, lazer epilasyon esnasında korunmuş olur ve acı hissi azaltılır. Kullanıcı ve uygulanacak kişiye lazer ışınlarından gözleri koruyan gözlükler takılır. Gözlüksüz işlem yapılmamalıdır.



Lazer Epilasyon Öncesi


  • Uygulama öncesinde cilt ve tüy tipinin belirlenmesi için uzman tarafından uygulama bölgesi incelenmelidir.
  • Lazer epilasyon uygulamasından 3 gün önce işlem yapılacak bölgenin jilet ile tıraş edilmesi gerekmektedir.
  • Uygulamanın yapılacağı bölgede 4 hafta önceden başlamak kaydıyla cımbız, ağda gibi kökten kıl alma yöntemleri kullanılmamalıdır.
  • Lazer epilasyon uygulanacak tüylere sarartma, boyama gibi işlemler yapılmamalıdır.
  • Lazer epilasyon uygulaması öncesi cildin makyaj, krem gibi ürünlerden temizlenmiş olması gerekmektedir.
  • Kullanılan herhangi bir ilaç varsa uygulama öncesi uzmana bilgi verilmelidir.


Lazer Epilasyon

Tedavi Süresi

Lazer`le en iyi uzun süreli sonucu alabilmek için gerekli olan tedavi süresi kişiden kişiye değişmektedir.
Yaş, genetik, hormonal faktörler, ilaç kullanımı ve metabolizmanın özellikleri gibi birçok faktörler tüylerin kalınlığı ve gücü üzerinde etkili rol oynar. Lazer, tedavi süresince büyüme döngüsündeki kıl folikülünün büyüme kapasitesini hızla yavaşlatıyor ve yok ediyor. Bazı tüy folikülleri büyüme döngüsü, tedaviden sonra başlayabileceği için optimal sonuç açısından birçok kez tedavi yapılması gerekiyor. Lazer tedavisi başlangıcından itibaren tüylerin daha yavaş ve daha ince çıktıkları gözlemlenebilir.

Lazer Epilasyon Uygulama Sonrası

  • Lazer epilasyon seansından sonra hafiften koyuya kadar değişen bir kırmızılık ve hafif bir güneş yanığına benzeyen bir yanma hissi oluşur. Lazer epilasyon seansı sonrası oluşan bu reaksiyon genellikle 1-2 saat içinde azalarak yok olur.
  • Tedaviden bir kaç gün sonra kıl köklerinden ayrılmalar görülebilir Bazen 1-2 güne kadar da uzayan hafif kızarıklık olabilir. Bu bölgesel reaksiyon için nemlendirici kremler çoğunlukla yeterli olur.
  • Lazer epilasyon uygulaması yapılan bölgenin 2 hafta boyunca güneş ışığına maruz kalmamasını ya da güneş banyosu yapılmamasına, solaryuma girilmemesine dikkat edilmelidir.

Kliniğimizde Uygulanan Kırışıklık - Cilt Yenileme Tedavileri


Lazer ile Kılcal Damar Varis Tedavisi




Lazer ile Kılcal Damar Tedavisi


Toplar damarlarda yetmezlik sonucu yüzde ve bacaklarda ortaya çıkan kılcal damar genişlemeleri, hem sağlık açısından hem de estetik olarak önemli bir problem olarak değerlendiriliyor. Çoğu zamanda bacaklarda şişlik, ağrı, karıncalanma, uyuşma, çabuk yorulma gibi giderek artan şikayetlere yol açan kılcal damarlar ( kılcal varis ) günümüzde lazer, ile tedavi edilebilirler. Kılcal damar genişlemelerinde lazer tedavisinin etkili olup olmayacağının muhakkak bir doktor tarafından değerlendirilerek karar verilmesi gerekir.

Kılcal damar tedavisinde kullanılan en etkin yöntemlerden biri lazer tedavisidir. Bu tedavide lazer uygulaması, cilt soğutularak yapılır ve kılcal damarın büzüşerek yok olması amaçlanır. Uygulamada özellikle koyu mavi, lacivert, mor renklerde başarı daha fazla olmaktadır.

Lazerle kılcal damar tedavileri genellikle tek seans gerektirir. Altı hafta sonra yapılan konrolde gerekliyse düzeltme atışları uygulanabilir. Çok nadiren ikinci bir seans, altı ay sonra uygulanabilir. Doktorun gerekli gördüğü durumlarda tedavi skleroterapi ile kombine edilebilir.

Tedavi seans süresi, yapılan alanın büyüklüğüne göre değişmekle birlikte genellikle kısadır. Uygulama ağrısız olup ağrı eşiği düşük kişilerde hafif bir ağrıya neden olabilir. Uygulama yapılan alanda geçici kızarıklık oluşabilir. Uygulama sırasında ince damarlar gözle görülür bir şekilde kaybolur, daha kalın damarlarda ise birkaç hafta içinde kaybolan bir renk koyulaşması ortaya çıkar. İşlem sonrası günlük aktiviteye dönülebilir. Sadece güneşlenmekten kaçınılmalıdır, sıcak banyodan ve aşırı sıcaktan uzak durulmalıdır.

Lazer tedavisi dokulara zarar vermeden, son derece düşük bir acıyla, kolay, hızlı, etkin bir tedavi seçeneği sunmaktadır. Ayrıca ciltteki kollajeni tetikleyerek, özellikle yüz cildinde, cilt kalitesinine arttırabilir. 
Lazerle kılcal damar genişlemeleri tamamen tedavi edilebildiği için problemli kılcal damarların yeniden tekrarlaması söz konusu olmaz. Aynı bölgede farklı kılcal damar genişlemeleri görülebilir. Ancak lazer ile tedavi edilen alanlarda kılcal damarların gelişme sıklığı, diğer tedavi görmemiş cilt kesimlerine göre daha düşük oranda olmaktadır. 

Doğumsal ya da sonradan oluşan birçok damarsal patoloji vardır ve bunların bir çoğu lazer ile tedavi edilebilmektedir. Doğumsal olarak ortaya çıkan Hemanjiom, Port Wine Stain (PWS-Porto Şarabı Lekesi) vb. gibi damarsal patolojilerde ya da sonradan oluşan Eritema, Spider Anjioma, Pyojenik Granüloma, Anjiokeratoma, Venöz Lake vb. damarsal patolojilere lazer tedavisi başarıyla uygulanmaktadır.

Hangi damarlara lazer uygulanmaz ?


Hangi damarlara lazer uygulanmaz?


Çok geniş (5mm çap üzeri) damarlara, doppler tekniği ile tespit edilen kapakçıklarında yetmezlik bulunan damarlara ve derin toplardamarlarda ki tıkanıklık durumlarında lazer tedavisi uygulanmaz. 5mm çapından küçük damarlara lazer yapabilmekteyiz.


Skleroterapi


Varisli damarlara, damar iç yüzeyinde fibrozise neden olan medikal ilaçların enjeksiyonu ile damar dokunun yıkıma uğratılması ve kalıntıların vücut tarafından uzaklaştırılması esasına dayanır. Uygulama kolaylığı, başarısının yüksek olması, seans sayısının az olması ve hasta rahatlığı yönünden üstünlükleri sebebiyle yaygın olarak kullanılan bir tedavi yöntemidir. Cerrahi tekniklerde bozuk toplardamar ile birlikte yüzeysel sistemin sağlam kısımları da devre dışı bırakılmaktadır. Skleroterapi yönteminde damar içine enjeksiyon ile sınırlı endotel (damarın en iç duvarını yapan hücreler) hasarı oluşturulur ve basınç uygulanarak bu damarların birbirine yapışması sağlanır. Tedavi sonrası devre dışı kalmış bozuk damar vücuttan atılır ve bu damarların sağlam damarlar üzerindeki yükünün azalmasıyla toplardamarlar daha etkili çalışır. 

Özellikle lazer tedavisi ile başarılı olunamayacak boyut ve yapıdaki damarların tedavisinde oldukça etkilidir. Çoğu zaman lazer tedavisi ile kombine edilebilir. 

Uygulama sonrasında daha iyi bir netice alabilmek için kompresyon gerekir ve bu durum en az 2-3 gün boyunca devam etmelidir. Hastaların varis çorapları kullanması da tedavinin etkinliğini artırabilir. Uygulamanın hemen sonrasında yürüyüş çok önemlidir, bu sayede kas kitlesi ve hareketi etkisiyle ilacı damar sistemindeki etkisi artar. Ancak ağır egzersiz tavsiye edilmez. 


Skleroterapi tedavisinin etkinliği 4 – 6 haftada daha belirgin olarak ortaya çıkar, gerekirse birkaç seans ek tedavi uygulanabilir. Ya da kalan ince damarların tedavisine lazer ile devam edilebilir.

Lazer ile Etkili ve Lekesiz Dövme Silme Tedavisi


Q-switch -MedLite Lazer ile Dövme Silme


Uygulama Videosu

Lazer , estetik ya da tedavi amaçlı birçok alanda yaygın olarak kullanılmaktadır. Q-switch -MedLite Lazer, ışık enerjisi ile derinin altına enjekte edilmiş olan mürekkep tarafından emilir. Işık enerjisinin bu hızlı emilimi, mürekkebin çok küçük parçalara bölünerek, cildin doğal filtre sistemi sayesinde dışarı atılmasını sağlar. Böylece iz oluşum riski yok denebilecek kadar azaltılmış ve dövmelerin çıkartılabilmesi mümkün hale getirilmiştir. Hızlı ve yüksek ışık enerjisi ile dalga boyu kombinasyonu dövmelerin silinmesini sağlar.
  • İşlem ağrısızdır.
  • Seans aralığı genelde 3- 4 haftadır.
  • Seans sayısı ise dövmenin büyüklüğü, genişliği ve derinliğine göre değişmektedir.
  • Medlite Lazer çok kısa lazer atışları yaptığı için anesteziye gerek duyulmaz. Dövmenin bulunduğu bölge ve büyüklüğüne göre ihtiyaç duyulduğunda anestezi kremleri kullanılabilir.
  • Bütün dövme türlerini (renkli,siyah amatör, profesyonel) çıkarabilir. Dövmede kullanılan mürekkebin türü ve derinliğine bağlı olarak seans sayısı değişebilir.
  • Bütün dövme türlerini (renkli,siyah amatör, profesyonel) çıkarabilir. Dövmede kullanılan mürekkebin türü ve derinliğine bağlı olarak seans sayısı değişebilir.
İşlem sonrası
  • Uygulama sonrasında ciltte kızarıklık oluşur ve 24–48 saat içinde kaybolur.
  • İyileşme aşamasında ve tedaviyi takip eden birkaç ay boyunca, cildinizi güneşten korumak için günde en az iki kere koruyucu krem kullanın. En az 30 SPF'li nemlendirici bir güneş koruyucusu uygulamalısınız.
 

Kliniğimizde Uygulanan Diyet Programları


fruits and juice















Dolgu Uygulaması


Dolgu 

Botox dolgu maddesi uygulaması
Dolgu maddeleri, kollajen veya hyaluronik asit gibi maddeleri içerir ve bu maddeler kırışıklıkların altına doldurularak,geçici de olsa daha düzgün bir cilt, daha genç bir ifade kazandırır.




Dolgu maddeleri nasıl etki eder? 
Dolgu maddeleri uygulandığı alanda dolgunluk sağlayarak etki eder. Hyaluronik asit su tutma özelliğine sahiptir ve ciltte giderek artan miktarda suyun tutunmasına yol açar. Tutulan su da dolgu etkisinin uzun sürmesini sağlar.


Dolgu Maddesi Uygulama
Dolgu maddesi işlemi yapan hekim tarafından yeterli miktarda cilde enjekte edilir. Uygulama 20-30 dakika kadar sürmektedir. İşlem çok küçük iğneler ile yapıldığından ağrı böcek ısırığı şeklinde tanımlanmaktadır. Bu nedenle anestezi gerektirmez ve işlem sonrası günlük aktivite sürdürülebilir.

Dolgu Maddesi Uygulanan Bölgeler

  • Kaş arasındaki çizgiler
  • Dudak etrafındaki kırışıklıklar
  • Dudak kenarlarından çeneye uzanan kırışıklıklar
  • Alındaki kaygı çizgileri
  • Göz kenarlarındaki kaz ayağı çizgileri
  • Nazolabial bölgede bulunan derin gülme çizgileri
  • Çenedeki çukurlar
  • Sivilce izleri
  • Diğer nedenlerle oluşmuş izler



İLETİŞİM


ADRES:
Ortabahçe Caddesi No: 7 / 1-2-3 Beşiktaş - İSTANBUL


Tel.: +90 (212) 236 47 11-12-13
Faks:+90 (212) 236 47 13